Bir gemi yanaşır usulca limana. Hoş bir ahu getirmiştir uzaklardan yakınlarına. Estikçe eser yüzüne, engel olamazsın. Kapattırır gözlerini zorla, o anına uyanamazsın. O rüzgârda ilk olarak duyduğun tek şey bir parmak şıkırtısı olur. ‘şık’ artık orda değilsin okuyan. Bilinmez yerlerde de değil aksine en bildiğin yerde, eskideki sendesin… Film gösterime girmiştir. Bir yoldasın, ritmik adımların eşlik ediyor yalnızlığına. Geride bıraktığın ağaçların her birinden usul usul düşer yapraklar sen geçerken. Çünkü her biri rolünü tamamlamıştır bu filmde. Göstermiştir kendini sana, bahsettiğim düşen yapraklardan kasıt, geçmişimize anı olarak diktiğimiz her bir anıt…
O kaldırımda yürürken her adımında yeni bir senfoni çıkar karşına. Her yeni ağacın her yeni yaprağı ayrı tonda ayrılır evinden doğru toprağa. Önce bir yöne doğru süzülüşünü tamamlar yaprak, sonra hafiften keser boşluğu. Bu dönüşün keskinliğini yalnızca o ağacı geride bırakan kişi hisseder büzülmenin eşiğindeki tebessüm eden dudaklarında… Geçtiğin her ağacın arkasından eski yüzler gülümser belki sana. Belki de kendini toprakta bulmuş her bir yaprağı seni takip eden anıcağızların oynatır usulca. Havada o kadar çok yaprak var ki, her çeşidi… Bazılarını düşürmek istemeyiz. Lakin dalından koptuğunda istenmeyen o yaprak, rüzgârını bir kez daha estirecektir ruhumuza doğru. Bir kez daha dudaklarımızda ki büzülme üstün gelecek tebessüme. Birden durursunuz, bir yaprak tam gözlerinizin önünde, havada asılı kalmıştır. Bir an kendinizi görürsünüz o yaprakta. Dudağınızdaki büzülme fısıldar yaprağa ‘ben hep burada olacağım, rüzgârlar esip ne zaman yapraklar düşmeye başlarsa, ruhuna ilk ben dokunacağım’ ve yaprak düşer… Bu yaprak öyle bir düşer ki ayaklarının hemen önüne adım atamazsın o anda. Öyle bir düşer ki kalbinden yerlere, diğer tüm yapraklar bir anlık ona bırakmıştır tüm anı kumbaranı. Öyle fazla yalnız kalmaz yerde ama o incecik zaman diliminde çizmiştir bile çoktan en büyük paydayı kendisine…
Bunları yazdım ey okuyan çünkü ilk cümledeki gemi bir zamandır benim limanımda demirlemekte. Bir süre önce ‘şık’ ladı birkaç parmak benim için. Her geçen gün birkaç ağaç daha bırakıyorum geride. Arkama dönüp bakıyorum yapraklarıma ve onların neden olduğu tebessümün büzüldüğü dudaklara…
Onlara engel olamam, yağmura yetişemeyen silecekler misali. Onları görmezlikten gelemem, eski ceketimin cebinde kalmış kelimeler misali. Sanırım onlarsız da yapamam, sol yanıma iliklenmiş düğmeler misali…
E.E
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder